0Item(s)

Sepetinizde hiç ürün yok.

Product was successfully added to your shopping cart.

arduino

Arduino, Maker dünyasında oldukça popüler. Maker dünyasında aktif olan gençler, mühendislik öğrencileri ve yeni elektronik projeler geliştirmekle ilgilenen herkes, Arduino ile farklı projeler geliştiriyor. Bu devre kartının popüler olmasının pek çok nedeni var. Bunlardan en önemlisi hem basit hem karmaşık projelerde kolaylıkla kullanılabilmesi.

Esnek kullanımı sayesinde Maker hareketinde yer alan farklı kişiler tarafından tercih ediliyor. Peki Arduino tam olarak nedir? Bu devre kartıyla neler yapılabilir?

Arduino Nedir?

Arduino aslında açık kaynaklı programlanabilir bir devre kartı. 2005 yılında İtalya’da Massimo Banzi tarafından geliştirildi. Banzi, mühendislerin dışında hevesli kişilerin kendi projelerini geliştirmeleri ve icatlarını yapmaları için esnek programlanabilir ortamı sundu. Banzi, Michael Shiloh ile birlikte yazdığı Arduino Kullanmaya Başlarken kitabı ile de başlangıç seviyesindekilere yol gösteriyor.

Arduino, kolaylıkla Maker dünyasının ilk adımlarından biri olarak kabul edilebilir. Piyasaya sürüldüğü ilk andan itibaren, kullanıcılar tarafından hızlı bir şekilde benimsendi. Esnek kullanıma ek olarak, yaygın olarak dünya çapında kullanılmasının diğer bir nedeni de fiyatının diğer devre kartlarına göre düşük olması.

Arduino Türleri

Farklı özelliklerle üretilen Arduino modelleri arasından seçim yaparken, projenin önceden tanımlanması önemli. Çünkü bazı durumlarda bazı devre kartları projeyi gereğinden fazla karışık hale getirebilir. Makerlar tarafından en çok tercih edilen model Uno olsa da birkaç devre kartı seçeneği vardır.

  • Arduino Uno -6 giriş, 0 çıkış   
  • Arduino Due – 12 giriş, 2 çıkış
  • Arduino Mega – 16 giriş, 0 çıkış
  • Arduino Leonardo – 12 giriş, 0 çıkış
  • LilyPad Arduino Board – 4 giriş, 9 çıkış – Leah tarafından geliştirilen, giyilebilir tekstil teknolojileri projelerinde kullanılan, gelişmiş devre kartı.

Nasıl Kullanılır?

Arduino, çıkış pimi gerilimi nedeniyle doğrudan LED veya motora bağlanamaz. Yani Arduino ile çalışırken, devre kurulması gerekir. Devre kurmak için breadboard, dirençler, kapasitörler ve diğer devre elemanlarına ihtiyacınız olacak.

Daha sonra resmi internet sitesi üzerinden Windows, Mac OS veya Linux için en güncel yazılım sürümünü indirmeniz gerekecek. Yazılımı indirip bilgisayarınıza kurduktan sonra artık yeni projenizi geliştirmeye hazırsınız.

Kimler Kullanmalı?

Tüm makerlar ve teknolojiyi üretmek için kullanmayı isteyenler, Arduino kullanarak proje geliştirebilir. Sabırlı bir şekilde tüm detayları adım adım öğrendikten sonra, proje geliştirmek oldukça keyifli bir hal alacaktır. Piyasada bulunan farklı kitler ve eğitim setleri sayesinde, isteyen herkes kendi robotunu geliştirebilir veya hayalinde projeyi gerçeğe dönüştürebilir.

Arduino ile Hangi Projeler Geliştirilebilir?

Açık kaynaklı programlanabilir devre kartı, farklı projelerde kullanılabilir. Ayrıca açık kaynaklı olduğu için farklı projelerle ilgili bir çok belge, kod ve devre şeması bulunur. Yeni başlayanlar ilk aşamada bu kaynaklardan yararlanarak ilk programlama denemelerini yapabilirler. Arduino ile yapabileceğiniz projeler şu şekilde sıralanabilir:

  • Farklı LED uygulamaları
  • Drone
  • Sıcaklık Kontrol Devresi
  • Termistör
  • Hareket Sensörü Uygulamaları
  • 3 Boyutlu Yazıcı Devreleri

Bu genel başlıkların yanı sıra Arduino ile yapılabilecek sayısız proje var. Uygun fiyatlı ve kolay kullanımı sayesinde, bu programlanabilir devre kartı Makerler arasında, uzun süre popülerliğini koruyacak gibi görünüyor.

30 Mayıs 2018 Çarşamba 18:39:18 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Arduino, Maker Hareketi,

maker hareketi

Maker hareketi günümüzde adını daha sık duymaya başladığımız bir oluşum. Maker kelimesi, İngilizcede üreten ve yapan kişi anlamını taşıyor. Maker hareketi ise bu kişilerin birleşerek meydana getirdiği oluşumu ifade ediyor. Tam anlamıyla isminin hakkını veren Maker hareketi ‘herkesi’ üretime teşvik ediyor. Teknolojinin tüm avantajlarından faydalanarak üretimle birleştiren hareket, yeni ürünler oluşturma konusunda oldukça başarılı işler ortaya koyuyor.

Küçükten büyüğe her yaştan insanın katılabileceği Maker hareketi, insanları sadece tüketen birey olmaktan sıyırarak üreten birey olma vasfına eriştiriyor.

Maker hareketinin doğuşu

Maker hareketi Amerika'da doğup tüm dünyaya yayılan uluslararası bir oluşum. Dale Dougherty tarafından 2005 yılında "Kendin yap" hareketiyle başlayarak zamanla gelişen Maker hareketi, Türkiye'de de hızla büyüdü ve gitgide daha başarılı işler ortaya koyar hale geldi. Bugün dünyanın her yerine kök salmış durumda ve büyümeye devam ediyor. Maker hareketi; paylaşımı, deneyimi ve yeteneği üstün tutarak üretmeyi hedefliyor. 

Makerlar, sadece dışardan aldığınız ürünleri değil, kendi tasarladığı, dönüştürdüğü ve ürettiği ürünleri kullanarak hayatlarında önemli bir fark yaratabiliyor. Ülkemizin de her yerinde Maker toplulukları bulunuyor. Buralarda farklı alanlarda Maker eğitimleri alabiliyor ve profesyonel bir Maker olmak için gerekli tüm bilgileri edinebiliyorsunuz.

Çocuklarda Maker hareketinin önemi nedir?

Günümüzde teknolojiyle iç içe büyüyen çocuklar, teknolojinin avantajlarının yanı sıra tüm olumsuzluklarına maruz kalabiliyor. "Ağaç yaşken eğilir" atasözünden yola çıkarak, Maker hareketi ile çocukları teknolojiyi olumlu yönde kullanmaya teşvik edebiliriz. Bazı okullarda ve özel kurumlarda verilen kodlama eğitimleri sonucunda Maker hareketi, "teknolojiyle üreten çocuk" söylemini ortaya atıyor.

Aynı zamanda maker olan çocuklar, kendi fikirlerini gerçeğe dönüştürerek özgüven kazanıyor ve  potansiyellerini keşfediyor. Bu anlamda hareket, çocuk gelişimini de destekliyor.

Bir Maker neler yapar?

Üretmekten keyif alan ve yaratıcılığını üretime dönüştürebilen Maker, kendisini sınırları olmayan bir dünya içinde bulur. "Kendin yap" mottosuyla yola çıkarak model uçaklar da yapabilir, ilginç yemekler ya da kendi oyuncağını da. Eski bir objeyi kullanarak yeni bir ürün de ortaya çıkarabilir ve kendi bilgisayar yazılımını da kurabilir. Kısacası bir Maker ihtiyacı olan şeyleri elindeki imkanları kullanarak yapabilecek güce sahiptir.

28 Mayıs 2018 Pazartesi 17:45:32 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Maker Hareketi,

scratch

Programlama artık her yaştan ve her meslekten insanın ilgisini çeken bir konu haline geldi. Bununla birlikte programlama eğitimine başlama yaşı, mevcut programlar, uygulamalar ve kitaplar sayesinde oldukça düştü. Artık çocuklar, okuma ve yazma öğrenirken bir yandan da oyun yaparak programlama öğrenebiliyor.

Süper Scratch Programlama Yolculuğu! da bu kitaplar arasında öne çıkıyor. Çünkü programlamanın en ilgi çekici alanlarından biri olan oyun tasarlamaya giriş için son derece ideal bir kitap! The Raspberry Pi Project’ten Liz Upton’ın da söylediği gibi, “Çocuklar daha ilk sayfadan tasarlamaya başlıyor.” 

Çocuklar için eğlenceli bir başlangıç

Eğitimin çocuklar için motive edici olması için gerekli özelliklerden biri de eğlenceli olması ve Süper Scratch Programlama Yolculuğu! bu konuda işin ehli sayılabilir. Kolay bir başlangıç yapan kitap, geleceğin programlayıcıları için temelleri atmak için eğlenceli bir seçenek. Çünkü bu kitapla çocuklar, oynayacakları oyunları tasarlamayı öğreniyor. 

Kitabın açılışında MIT Scratch takımı direktörü Profesör Mitchel Resnick, “Scratch’i sadece bir yazılım olarak değil, oldukça kapsamlı bir eğitimin parçası olarak düşünmeliyiz. Scratch’i, gençlerimizin günümüzün hızla değişen toplum yaşamına hazırlanmalarına yardımcı olması amacıyla dizayn ettik.” diyor ve şöyle ekliyor, “Süper Scratch Programlama Yolculuğu! daha çok gencin Scratch’te bulunan yaratıcı olasılıkları keşfetmesine yardımcı olacaktır.”

Scratch programı neleri öğretir?

Scratch, ücretsiz olarak kullanabileceğiniz bir grafik programlama dilidir.

Scratch, çocukların programlamaya başlaması için, çocuklara uygun şekilde görsel ağırlıklı olarak tasarlanmıştır. Renkli blokları sürükleyip bırakarak kodlamaya dair temel bilgilerin öğrenilmesine yardımcı olur. Bu sayede eğlenceli ve rahat bir ortamda programlama öğrenen çocuklar, resim, ses ve müzik gibi elemanları bir araya getirmeyi öğrenir. Son derece basit tekniklerle, fikirlerini gerçeğe dönüştürebilirler. 

Scratch kullanan çocuklar animasyon, bilgisayar oyunu ve interaktif hikayeler üretebilir. Türkçe versiyonu da bulunan web sitesi, Scratch dilini öğrenmek için çeşitli kaynaklar sunar. Diğer taraftan Scratch birlikte öğrenmek için de benzersiz bir kaynak olarak, çocuklarda paylaşım duygusunu pekiştirir. Çocuklar ve gençler Scratch sayesinde projeler üzerine diğer kullanıcılarla birlikte çalışabilir ve projelerini çevrimiçi paylaşabilirler.

26 Mayıs 2018 Cumartesi 23:54:32 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Scratch, Programlama,

dijital ayak izi

İnternet herkese açık bir iletişim kaynağı olmanın yanı sıra, internette yaptığımız her şey iz bırakır. İnternette paylaşılan tüm bilgiler, sürekli kalabilir ve tahmin etmediğimiz zamanlarda karşımıza çıkabilir. Bu duruma dijital ayak izi adını veriyoruz. İnterneti güvenle kullanmak için herkesin bu konuda bilgi sahibi olması gerekir. 

Günümüzde teknolojiden uzak bir hayat kurmak pek mümkün görünmüyor. Artık herkesin bir Facebook hesabı ya da mail adresi var. Tüm bu araçlarıysa internet sayesinde kullanıyoruz. Ancak, internette geçirdiğimiz zamanda güvende miyiz? İnternette hangi bilgileri paylaşmak güvenli? Güvenli bir online yaşam için neler yapmak gerekir?

Bilgileri kontrol etmenin oldukça zor olduğu interneti ve internet güvenliğini tam anlamıyla anlamak için dijital ayak izinin ne olduğunu öğrenmemiz gerekiyor. İnternette bıraktığımız izlerin tahmin ederek, istemediğimiz sonuçlarla karşılamanın önüne geçebiliriz. Dijital ayak izimizin kontrolünü elimizde tutmak için her bir paylaşımımızda ve internet kullanımımızda bilinçli olmamız büyük önem taşıyor.

Nasıl güvende olabiliriz?

 Bu aşamada şu soruları sormak faydalı olabilir: İnternette paylaştığım bu bilginin silinmeyecek olması bir sorun yaratabilir mi? Gönderdiğim bu e-postanın içeriğinde bilinmesini istemediğim bir bilgi var mı? Paylaştığım bu fotoğrafın tüm tanıdıklarım ve tanımadıklarım tarafından görülmesi beni rahatsız edebilir mi? Bu soruları çeşitlendirmek mümkün.

Akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve tabletler, dijital ayak izi bıraktığımız başlıca cihazlar. Elektronik ortama aktardığımız her bir bilgi, kamuya açılmış olur. Bazen hakkınızda bilgileri doğrudan siz aktarmayabilirsiniz. Okulunuz, iş yeriniz ya da gittiğiniz bir kurs, belki de arkadaşlarınız hakkınızda bilgiler paylaşabilirler. Adınızı Google’a yazıp aradığınızda sizi şaşırtacak pek çok veriyle karşılaşmanız mümkün.

Çocuklara dijital ayak izini öğretmemiz gerekiyor

Günümüz çocukları teknolojinin içine doğdu ve çok küçük yaşta internetle tanışıyorlar. Bu nedenle dijital çağın çocuklarının erken yaşta dijital ayak izinin ne olduğunu ve interneti nasıl güvenle kullanabileceklerini öğrenmeleri gerekiyor. 15 yaşında bir gencin, daha sonra pişman olacağı bilgileri internette yaymadan önce neleri göz önünde bulundurması gerektiğini öğrenmesi günümüzde önemli bir bilgi halini aldı.

Bu konuda çocuklarınıza ilk eğitimlerini vermek üzere Oğuzhan Seçir ve Yeşim Özen’in kaleme aldığı Abaküs Yayınevi’nden çıkan Dijital Ayak İzini Öğreniyorum kitabı doğru bir seçim olabilir.

23 Mayıs 2018 Çarşamba 02:00:14 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık

maker hareketi

Doğası gereği üretken ve sorunlara çözüm odaklı yaklaşan Maker hareketi, salt tüketimin, üretimin dışında olmanın tam karşı tarafında durur. Maker hareketinin içinde yer alan kişiler, sürekli öğrenir sıklıkla kazanır. Burada asıl önemli olan öğrenmenin ve üretmenin eşit derecede değerli olduğudur. Maker hareketinin en önemli iki sorusu şöyle sıralanabilir: “Çözmek istediğin nedir?” ve “Misyonun nedir?”

Aslında araçlar, sistemin en etkisiz elemanlarıdır – özellikle en başta. Burada asıl öne çıkan büyük oranda zihinsel süreçler ve çözüm odaklı yaklaşımla üretime geçmektir.

Makerlar tüketmez, üretir

Küçük yaştan itibaren tüketimi öğreniyoruz. Televizyonda, okulda ya da diğer mecralarda tüketime dair bir altyapıyı ediniyoruz. Maker olmanın en zor kısmı da budur. Çünkü alışkanların dışına çıkarak, tüketmenin yerine üretmeyi koymayı gerektirir.

Peki ne üreteceksiniz? Maker hareketinin kapsamının çok geniş olmasının en önemli sebeplerinden biri üretilecek şeyi belirlemede tutku ve değerlerin son derece etkili olmasıdır. Yani, bireysel tercihler ve istekler ne üretileceği konusunda belirleyicidir.

Projenizi belirleyin ve harekete geçin

Maker hareketine kazandıracağınız ürünü belirlerken, kendinizi analiz edin. Bahsetmekten asla sıkılmadığınız şey nedir? Dünyaya nasıl değer katmak istiyorsunuz? Maker olmak için bu sorulara cevap aramakla yola başlayabilirsiniz. Herkes maker olabilir, ama yalnızca bakış açısını değiştirmeye cesaret eden ve fikir ortaya koyanlar makerdır. Maker kitaplığımız size bu konuda çok daha fazla bilgi verebilir.

Maker hareketi aktif olarak yaratım sürecinin içinde yer almayı gerektirir. İşiniz, okulunuz ya da diğer günlük rutinleriniz arasında projeniz için düzenli olarak ayırabileceğiniz bir zaman belirleyin. Bu zamanı, yaratıcılık ve üretim için kullanacaksınız! 

Hayalinizdeki ürüne ulaşmanız zaman alabilir. Zira maker hareketi, ürünün kendisi kadar süreci de değerli görür.  Bazen aylarca aynı proje üzerinde çalışmanız gerekebilir. Maker hareketinde başarısız olmak çok farklı bir anlam taşır. Böylece projeniz için kullandığınız zaman da “tüketimin bir parçası” olmaktan çıkar.

İş başına geçtiğiniz her andan keyif alır, her gün bir şeyler öğrenir ve zamanınızı etkin şekilde kullandığınızı hissedersiniz. Tüm bu süreç boyunca edindiğiniz bakış açısı, tüketimden yavaş yavaş uzaklaşarak üretimin bir parçası olmanız yönünde katkı sağlar. Çünkü aslında maker hareketi de bakış açışınızı değiştirmekle başlar.

22 Mayıs 2018 Salı 22:47:22 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Maker Hareketi,

kurcalamak

Hepimiz “iş işte öğrenilir” lafını biliriz ama bu lafın bir öğrenme yöntemi olarak anlamının farkında mıyız? Nasıl çalıştığını kestiremediğimiz bir aleti parçalarına ayırıp o nesnenin iç mekanizmasını çözümlerken ve o kavrayışla yeni nesneler üretmeye çalışırken geçirdiğimiz saatleri zevkle hatırlarız. Ancak bu aktivitenin aynı zamanda yararlı bir öğrenme süreci olduğunu düşünür müyüz?

“Kurcalamak”: Yeni bir öğrenme modeli

Tüm dünyada hızla yayılan Maker Hareketi, öğrenenle öğrenilen bilgi arasındaki mesafenin kalktığı bu tür aktiviteleri, çok daha geniş bir perspektiften ele alıyor. Bununla kalmayarak bir alternatif öğrenme biçimi olarak yaygınlaştırmaya uğraşıyor. Teknolojiyle “Do It Yourself” (Kendin Yap) kültürünü bir araya getiren, çoktan küresel bir fenomene dönüşmüş Maker Hareketi için “kurcalamak” (tinkering) rastlantısal bir eğlenceden daha fazlasını, yeni bir öğrenme metodunu ifade ediyor.

Çocukların yeni bilgileri nesnelerle doğrudan etkileşime girerek, ellerinin altındaki materyalleri dönüştürüp yeniden biçimlendirerek ve yeni materyaller üreterek bilimsel bilgi öğrenmelerini ifade eden “kurcalamak” eylemi, öğrenme sürecini teoriler ve genel geçer bilgilerin egemenliğinden kurtarıyor. Çocuklar “kurcalarken” bir yandan yeni bilgileri pratik bir düzlemde öğrenme, uygulama ve sentezleme imkânı buluyor, bir yandan da yaratıcılıklarını geliştiriyor, sürdürülebilirlik bilinci geliştiriyor ve özgüven ediniyorlar.

Gabrielson: Çocuklar üreterek öğrenir

Curt Gabrielson’ın Aba Yayıncılık’tan Gamze Sart çevirisiyle çıkan Kurcalamak: Çocuklar Bir Şeyler Üreterek Öğrenir kitabı okurlara kurcalama eyleminin inceliklerini öğrenme fırsatı sunuyor. Kendi yılları aşan pratik bilim tecrübesini bu kitapta yazıya aktaran Gabrielson, disiplin ve rekabete dayanan klasik sınıf ortamı pedagojisine alternatif bir bilimsel eğitim modeli öneriyor.

Bu alternatif model, çocukların bilimsel bilgi ve tekniğin inceliklerini “kurcalama” yöntemleriyle, yani doğrudan gerçek nesnelerle haşır neşir olarak ve gerçek nesneler üreterek, teorik değil uygulamalı bir metodolojiyle öğrenmelerini teşvik ediyor. Bu sayede bilimsel bilgi öğrenimi ve üretimi okul sınırlarını aşıyor ve çocuğun gündelik hayatına yayılıyor, sürekli devam eden bir aktiviteye dönüşüyor.

Çocukların bilgiye bilginin asıl nesnesiyle çalışarak, o nesneyi yeniden üreterek erişmelerini sağlayan “kurcalama” eylemi, hem işlevsel bilimsel bilgi dolaşımına hem nesne sürdürülebilirliğine hem de etkili çocuk pedagojilerine ihtiyaç duyduğumuz günümüzde alternatif bir eğitim metodu olarak ümit vaat ediyor.

21 Mayıs 2018 Pazartesi 22:19:18 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık

otizm

Otizm, hafif ya da şiddetli olarak görülebilen gelişimsel bir bozukluk olarak, herkes için geçerli tek bir semptom göstermez. Her bir otizmli çocuk farklı semptomlar gösterir, tıpkı konuşmaya dair bazı farklılıklar gibi.

Otizmli çocuklar; temasa, rutinlerdeki değişimlere ya da tekrar eden olaylara genellikle farklı tepkiler gösterir. Diğer taraftan otizm tanısı konulmuş çocuklar, iletişim ve etkileşim anlamında diğer çocuklardan farklıdır.

Konuşma ve dil gelişimi

Otizmli çocuklarda yaygın olarak konuşma ve dil gelişimde farklılık görülür. En sık görülen farklılık dil gelişiminin gecikmesi ve konuşma gecikmesi olarak karşımıza çıkar. Bazen çocuklar konuşmaya başlar ve sonradan dile dair öğrendiklerini unutabilir. 

Genel olarak 5 yaşına kadar konuşmaya başlamamış olan otizmli çocukların, daha sonra da konuşamayacağına inanılır. Ancak çalışmalar, yoğun bir konuşma terapisi alan çocukların dil gelişimini büyük oranda tamamlayabildiğini ortaya koyuyor. Bazı çocuklar, kısıtlı bir gelişim gösterirken diğerleri karmaşık cümleler kurmayı öğrenebiliyor. Bu aşamada terapiye erken başlamak, daha uzun bir yol kat etmeyi sağlayabilir.

Konuşması gelişmeyen otizmli çocuk olur mu?

Barış Korkmaz otizm hakkında pek çok bilgiyi aydınlattığı kitabı Ah Şu Otizm’de bu konuyu şöyle açıklıyor: “Her otizmli çocuk işe yarar bir konuşma dili geliştiremez. Tüm otizmlilerin yaklaşık yarısı 5 yaşına geldiklerinde bile işlevsel bir dil geliştirmiş olmaz. Mamafih pek çok otizmli işaret dili, resim tahtaları, bilgisayarlar ve benzeri araçlarla iletişimlerini sağlar. Orta derecede zekâsı olan otizmliler 6-8 yaş arası cümlecikler kurabilir. Hafif otizmliler ise 4-5 yaş civarında cümle kurarlar. Nadiren 10 yaş ve sonrası konuşanlar vardır. 27 yıl hiç konuşmayıp daha sonra uzun cümleler yazarak iletişim kuran otizmli biri bildirilmiştir.”

Pragmatik dil becerileri, dilin uygun kullanımı anlamına gelir ve otizmli çocuklar çeşitli durumlarda ve çeşitli insanlarla iletişim kurmaya adaptasyon sağlayamayabilir. Sözlü olmayan mesajları anlamakta başarısız olabilir. Konuşma farklılıklarına şöyle bir örnek verilebilir: bir bebekle karşılaşan otizmli kişi, bebekle bir yetişkinmiş gibi konuşmaya meyilli olabilir. Otizmlilerle yapılan konuşma terapileri, çocuğun anlam çıkarma ve dilin doğru kullanımına dair gelişme sağlar.

16 Mayıs 2018 Çarşamba 23:24:00 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Otizm, Barış Korkmaz,

arduino

Arduino elektronik bir beyindir. Arduino üzerindeki mikro denetleyiciden güç alan bir geliştirme platformudur. Bir devre kartıdır. Ve mikro denetleyicilerden farklıdır. Çünkü kendi yapısı içinde kendi programlama kartı ve güç devresi mevcuttur. Kendi programlamanızı yapmak için USB’ye bağlayarak çalıştırabilirsiniz.

Arduino kartları aynı şekilde programlanabilir. Fakat her kartın farklı fonksiyonu vardır. Hangi kartı kullanacaksanız o kart hakkında ayrıca bilgi edinmeniz gerekebilir. Mesela, Arduino Uno ve Arduino Mega sıklıkla tercih edilen Arduino kartlarıdır ve farklı fonksiyonlara sahiptir. Aralarında girişleri, mikrodenetleyicileri, hafızaları gibi fonksiyonları üzerinden farkları vardır. Bu kartlar içinden size ve programlamalarına en uygunu olduğunuzu düşündüğünüz seçeneği edinmelisiniz.

Arduino açık kaynak donanımının bir nimeti diyebiliriz. Ayrıca düşük bütçelerde satıldığı için herkesin alabileceği bir teknolojidir. Patent engeli olmadan üretilip, dolaşıma sokulabilen bir donanımdır. Açık kaynak olması sebebiyle yaratıcılığın önünde teknik engeller yoktur. Erişebilir ve üretebilirsiniz! Arduino hakkında kendinizi geliştirmek için kitaplarımıza göz atabilirsiniz.

Arduino ile icat çıkarın!

Arduino içerisine tanımladığınız girdileri hayatınızı kolaylaştıracak çıktılara dönüştürebilirsiniz. Hayal gücünüz ve biraz programlama gücü ile Arduino size yeni bir pencere açacaktır. Çünkü başlangıç seviyesinde programlama bilgisi edinerek bile hayal gücünüzü hayata geçirebilirsiniz. Arduino ile akıllı robotlardan yeni akıllı aletlere birçok projeyi hiçbir engele takılmadan bireysel olarak yaratabilirsiniz. Çevresiyle etkileşime girebilen sistemler tasarlayabileceğiniz Arduino ile analog ve dijital girişleri sayesinde analog ve dijital verileri işleyebilirsiniz. Akıllı aletler tasarlayabilir ve ses, ışık, hareket üretebilirsiniz.  

Size uygun Arduino seçimini yaptıktan sonra icat çıkarmak için; bilgisayar, USB kablosu, çeşitli dirençler, ledler, butonlar, breadboard, bağlantı ve atlama kabloları, çeşitli sensörler gibi bazı malzemeleri edinerek projenizi hayata getirebilirsiniz.

Her yaş kullanımı için uygun ve kolay

Arduino sadece yetişkinler için kullanışlı bir platform değil. Teknoloji kullanım yaşının düşmesi ile birlikte Arduino kullanım, programlama yaşı da düşmüştür. Avrupa’nın birçok ülkesinde Arduino programlama müfredata girmiş durumdadır. Hatta Fransa’da bir proje, okul öncesi müfredatına robotik eğitimle ilgili temel bilgilerin verilmesi için çalışmakta.

Çocukların eğlenerek yaratıcılıklarını somut projelere evriltebilmesinin yolunu açan Arduino son derece rövaşta bir platform.

16 Mayıs 2018 Çarşamba 02:53:25 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Arduino,

Girişimci

Girişim; bir amaca ulaşabilmek için eyleme geçmektir. Bu amaca ulaşabilmek için doğru yer ve zamanda harekete geçebilme kabiliyeti ise girişimcilik olarak karşımıza çıkar. Peki herkes bu girişime geçebilecek kabiliyete sahip midir? Her atılım yapan kişi girişimci midir? Girişimciler ne gibi özelliklere sahiptir? Bu yazıda bu sorulara cevap arayacağız.

Özgür düşünmek ve yaratıcılık

Girişimcilik, eylem aşamasında değil düşünme, hayal etme aşamasında sizi diğer insanlardan ayırmaya başlar. Yaptıklarınızdan önce yapmak istedikleriniz girişimci kimliğinizi ortaya çıkaracaktır. Başarılı bir girişimci olmak istiyorsanız öncelikle özgürce hayal edebilmelisiniz. Çünkü yaratıcılık ve girişimcilik birbirinden ayrı düşünülemez. Hayal gücü zengin olan kişiler yaratıcı kişilerdir. Bu denklem hiç şaşmaz.

Gözlem, ihtiyaç tespiti, çözüm girişimleri

Girişimciler iyi gözlemcilerdir. Çevrelerini büyük bir titizlik ile gözlemleyen girişimciler, gözlemleri sonucunda ihtiyaçları belirler ve bu ihtiyaçları gidermeye odaklanırlar. Yaratıcı bir süzgeçten geçen gözlem verileri, bu ihtiyaçları giderecek çözümlere dönüşürler.

İhtiyaçları tespit etmek başarının en belirleyici faktörüdür. Girişimcilik çeşitli risklerin göze alındığı bir süreçtir. Ve bu riskler ekonomik ve zaman bazlı olduğu için, yaşanacak başarısızlık sonucu geri dönüşü zor zararları beraberinde getirebilir. Bu sebeple doğru gözlem atacağımız adımı belirleyeceği için risk yönetiminde önemli bir aşamadır.

Cesaret: doğru zamanda girişim

Girişimciliğin en belirleyici aşaması cesarettir. Gözlemler sonucu belirlenen ihtiyaç, cesaret ile harekete geçen girişimci sonucu giderilir. Girişimci harekete geçen insandır. Bu noktaya kadar birçok insan çözülmesi gereken sonucu görebilir fakat herkes harekete geçemez!

Hayal gücünü özgürce işleten girişimci doğru bir muhasebe yaparak gereken yerde kritik hamleyi yaparak sorunları çözüme ulaştırır. Risk yönetimi girişimcinin başarısını belirleyen önemli bir yetenektir. Girişimci risk alır. Aldığı riski, gerçekleştirdiği girişim karşılığında iyi muhasebe eden girişimci işte o zaman kar elde eder.

Herkes girişimci olabilir mi?

Herkes girişimci olamaz. Girişimci olabilmek için etkili gözlem yapabilme, cesaret, risk yönetimi, yönetim ve organizasyon kabiliyeti gereklidir. Bu yetenekler zamanla edinilebilecek yeteneklerdir. Ayrıca girişimci kendini geliştirme çabası ve kaygısı olan kişilerdir. Kendi yeteneklerinin farkında olan ve kendini geliştirmeye çabalayan kişiler başarılı girişimci olabilirler.

Girişimcilik bir yolculuktur. Bu yolculukta kendinizi iyi tanımanız gücünüzü bilmeniz gereklidir. Önce siz! Sonra değiştirmeye girişeceğiniz konu hakkında bir yol yönetimi sizi bekliyor olacak. Bu konuda kendinizi geliştirmek için Girişim ve İnovasyon kitaplığımıza göz atabilirsiniz.

9 Mayıs 2018 Çarşamba 02:29:16 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Girişimci,

stem

İnsanların hayattan zevk almaları ve kendilerini önemli hissetmeleri için içinde yaşadıkları dünyayı dönüştürmeleri gerekir. Maker hareketi bu anlamda, çağın en değerli akımlarından biri olarak tüm dünyada hızla yayılıyor. Diğer taraftan STEM’in Maker hareketine yaptığını katkılar da dikkatten kaçmıyor. 

Ancak, Maker hareketinin bir çeşit STEM uygulaması olduğu yönünde yaygın bir düşünce var ki; bunun doğru olduğunu söylemek pek mümkün değil. Çünkü Maker hareketi STEM’den ibaret değildir.

STEM eğitimi, başta ekonominin ve teknolojinin olmak üzere pek çok alanın geleceği için büyük önem taşır. İnovatif işler çıkarmayan ülkeler, ekonomik anlamda çıkaranların gerisinde yer alıyor. Bu sebeple çocukları ve gençleri STEM eğitimine yönlendirmek çok önemli.

Maker hareketi; tasarımcıların, üreticilerin, kurcalamayı sevenlerin, teknoloji yaklaşımı üzerinden bağımsız şekilde bir araya geldiği bir alt kültür olarak tanımlanabilir. Makerlar, kurcalamak ve paylaşmak esasına dayanarak fikirlerini ürüne dönüştüren kişilerdir. Bu özelliklerinden ötürü, Maker hareketi STEM’in hayat bulmuş hali gibi görünüyor.

Maker hareketi, her alanda!

Maker hareketi iş başına geçip deneysel ve yaratıcı yollarla üretmeyi gerektiriyor. Bu sebeple de hareketi STEM ile sınırlamak, konsept olarak pek uygun sayılmaz. “Making” yani üretim uygulama yapmak ve teknolojiyle oynamaktan çok daha fazlasını ifade ediyor.

“Making”, yani üretim müfredatın tüm dallarına yayılabilecek güçlendirici bir yaklaşım. Öğrencilerin fikir “üretmeyi”, sanat “üretmeyi”, argüman “üretmeyi” ve en önemlisi değişim “üretmeyi” öğrenmesi gerekiyor. Kısacası STEM, öğrencilerin yaratıma geçecekleri tek yer değil. STEM’in ötesi de Maker alanının etkisi altında! 

Eğitim, gerek bireylerin mesleği, gerek ülkelerin ekonomisi, gerekse teknolojinin geleceği açısından büyük bir rol oynuyor. Fakat tüm ağırlığın tek bir alana verilmesi bu rolün gerektiği gibi yerine getirilmemesi anlamına gelebilir. Eğitimin kapsayıcılığı, Maker hareketinin kapsayıcılığı ile karşılıklı olarak birbirini besliyor ve gençler için muhteşem bir ortak çalışma alanı ortaya koyuyor.

İnovasyon odaklı bir yaklaşımla kitaplardan, müzikten, danstan, tarihten, kültürel çalışmalardan ilham alınabilir. Makerların çalışma alanı teknoloji, ekonomi ve mühendislikle sınırlandırılamaz. Zira, Maker hareketinin doğasında sınır tanımayan bir yaratıcılık, kapsayıcılık ve paylaşım bulunur.

7 Mayıs 2018 Pazartesi 21:11:10 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Maker Hareketi, STEM,