0Item(s)

Sepetinizde hiç ürün yok.

Product was successfully added to your shopping cart.

Aba Yayıncılık ve Manga

Türkiye’de manganın okunmaya başlanması animeyle oldu. Manganın gündeme oturması ise 2009 yılında çizgi roman endüstrisinin canlılık kazanmasıyla gerçekleşti. Bugün okunan mangalar amerimangalar olarak geçen ve Amerika’daki yayın evleri tarafından üretilen İngilizce mangalar. Bunlardan bazılarının Türkçe çevirileri ise internet ortamında tüketiliyor. Türkiye’de manga yayınlayan az yayınevi olduğunu söyleyebiliriz. Manga okuyucu kitlesi ise 15 ile 20 yaşları arasında. Türkiye’deki yayın evleri bu konuya gelenekçi yaklaşarak standartların dışına pek çıkmıyorlar. Manga serisi ile ABA Yayıncılık olarak hem manganın okuyucu kitlesini artırmayı hem de okuyucularına öğrenme fırsatı tanımayı istiyoruz.

Manga İle Fizik

Manga Fizik Kılavuzu fizik alanına giriş yapmak isteyenler için ideal bir kaynak. Kitapta Newton Yasaları odak noktası olarak alınarak fizik konuları anlatılır. Etki ve Tepki Yasası, denge, parabolik hareket, yer çekimi kuvveti, skaler ve vektörel büyüklükler, vektörel hız ve ivme, momentum ve itme, eylemsizlik yasası ve potansiyel ve kinetik enerji gibi karmaşık konular eğlenceli bir şekilde anlatılıyor. Kılavuzda bir de "Laboratuvar" kısmı var. Bu kısımda işlenen konuların özetleri ve formüller yer almakta. Bu kitabı okuduğunuzda Newton'un hareketin üç yasasını gerçek yaşam problemlerine uygulayabilecek, vektör şemaları çizip trigonometriyi kullanarak basit problemleri çözebilecek ve nesnelerin çarpışmadan sonra hareket edeceğini belirleyebileceksiniz.

Manga Fizik Kılavuzu İle İçerik Temelli Öğretim

İçerik temelli öğretim, öğrencilerin ilgili olduğu alana veya ilgi çekici bir alana entegre edilmiş hedef öğrenme/öğretme parçalarından oluşuyor. Yani içerik temelli öğretim konsept ile öğrenme parçalarını birleştiriyor. Manga elektrik kılavuzunda, kitabın kahramanı olan Megumi ile fizikte zorlandığınız konuları rahatlıkla ve eğlenerek öğreneceksiniz. Megumi bir spor yıldızı olsa da fizik dersine gelince zorluklar yaşar. Fizikte yaşadığı zorluklardan ötürü sınavlarda da sıkıntı çeker. Hatta, büyük sınavda kaçırdığı sorular aklına geldikçe oynadığı tenis maçlarına da konsantre olamaz. Bu sırada, ona çok yardımı dokunacak olan Ryota ile tanışır. Ryota çok sabırlı ve fizikte başarılı biridir. Klasik mekanik kurallarını gündelik yaşamda uygulamalı olarak Megumi’ye göstermek için gerçek dünyadan örnekler verir ve bu aynı zamanda Megumi’nin tenis maçlarında da işe yarar. Manga Fizik Kılavuzu ile Megumi’inin bu yolculuğunda ona eşlik ederek; paten ve sapan gibi aktivitelerde, tenis servis atışlarında veya arabaların fren yapışlarında fiziğin nasıl yer bulduğunu öğreneceksiniz!

29 Ağustos 2018 Çarşamba 15:50:33 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık manga fizik,

Manga Nedir?

Manga, çocukların ve gençlerin çok sevdiği bir çizgi roman türüdür. Manga çizgi romanlarında karakterler birbirinden heyecanlı maceralara atılır, bu sebeple okuması oldukça zevklidir. Manga serisi kılavuz kitaplarında ise en zor ders konuları manga çizgi romanlarına yedirilmiş biçimde anlatılır. Bu sayede; fizik, elektrik ve moleküler biyoloji gibi konular manga kahramanlarının yardımıyla okuyucuya eğlenceli ve kolay anlaşılır bir şekilde aktarılır. Manga serisi kılavuzları ile, fen bilgisi ve fizik dersleri müfredatındaki konuları gündelik hayattan örnekler vererek anlatan bu kaynaklar her zaman kütüphanenizde bir yere sahip olacak.

Manga İle Elektrik Konularını Keyifle Öğreneceksiniz

Manga Elektrik Kılavuzu hem Fen ve Teknoloji hem de Fizik derslerinde ele alınan elektrik konusunu en temelden başlayarak anlatır. Kitabın kahramanı olan Rereko, elektrik dünyası Electropia’da yaşayan genç bir kızdır. Elektrik dersinden kalınca, yaz okulu için Dünya’ya gelir ve bu sefer dersini kesinlikle geçmelidir. Öğretmeni Hikaru’nun da yardımıyla Rereko hem gündelik hayatta kullandığımız cep fenerleri, ısıtıcılar, piller, jeneratörler ve sigortalar gibi eşyaların nasıl çalıştığını hem de gerilim, potansiyel, akım, devreler, iletkenlik ve elektrostatik kuvvet gibi daha soyut kavramları öğrenir. Rereko ile birlikte kitabı okuyan her yaştan öğrenci de elektriği, en temelinden başlayarak ve gerçek dünyada karşılaşılan örneklerle kavrar. Kitapta ilk başta elektriğin ne olduğu, nasıl çalıştığı, nasıl üretildiği ve nasıl kullanıldığı gösterilir. Sonrasında Ohm Yasası gibi daha soyut kavramlara geçiş yapılır; gerilim, akım ve direnç arasındaki ilişki anlatılır. İndüktans ve kapasitans gibi anahtar elektriksel kavramlara da yer verildikten sonra, elektrik devrelerinin karmaşık parçaları olan dönüştürücüler, yarıiletkenler, diyotlar ve transistörlerin nasıl çalıştığı gösterilir. En sonunda da elektrik ile nasıl ısı üretildiği ve akım ile manyetik alanların ilişkisi açıklanır. Bütün bunlar kolay anlaşılır ve ilgi çekici bir şekilde, karakterler arası eğlenceli konuşmalar ile anlatılır.

Manga İle Ders Çalışmak Nasıl Değişiyor?

Manga Elektrik Kılavuzu, klasik ders kitaplarının ötesinde bir konu anlatımı sağlıyor. Manga çizimler ve diyaloglar ile ders konularının anlatılması, hem bu konuyu ilk defa öğrenenler hem de öğrenmiş olduklarını pekiştirmek isteyenler için birebir. Elektriği en temelden, sağlam bir şekilde öğrenmek için gereken gündelik hayat örnekleri ve bunların soyut kavramlarla olan bağlantısı ilgi çekici ve kolay anlaşılır bir biçimde veriliyor. Eğlenceli diyaloglar sayesinde okuyucu, kitapta anlatılan konulara dâhil oluyor ve bu sayede konu daha iyi kavranıyor. Manga ile en karmaşık konuları, temelden başlayarak kolayca öğrenebilirsiniz!

15 Ağustos 2018 Çarşamba 15:30:38 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık manga elektrik,

pyhton

Oyunlardan güvenlik ağlarına, arama motorlarından savunma sanayine dek bilgisayarların faaliyet gösterdiği her alan bir programlama mekanizmasıyla çalışıyor. Kodlama teknolojilerinin gelişim ve yaygınlık kazanmasıyla birlikte, artık hem küçük ölçekli girişimler hem de uluslararası büyük şirketler güçlü ve prestiji kanıtlanmış programlama altyapılarıyla çalışmak istiyorlar. Böyle etkili ve işler bir programlama altyapısının olmazsa olmaz koşullarının başında işlevli bir programlama dili geliyor. Örneğin, Python.

Python: Kolay, hızlı, ücretsiz

1990’dan bu yana sürekli altyapısı güçlendirilen Python kolay öğrenilebilir, hızlı çalışan ve ücretsiz kullanılabilen bir programlama dili. Python, Windows, Linux, Mac-OS işletim sistemleri ile uyumlu çalışabildiği gibi C ve C++ gibi diğer programlama dilleriyle yazılmış programlar da Python’un diline entegre hale getirilebiliyor. Python’un en dikkat çeken özelliği normalde oldukça karmaşık olabilecek kodlama ve programlama işlemlerini basitleştirmesi ve okunabilir kılması.

Sunduğu kolay sözdizimi sayesinde Python’u öğrenmek de kullanmak da zahmetsiz oluyor. Yorumlayıcı ile çalışan Python hem zor işlemleri basit komutlarla yapmanıza imkan sağlıyor hem de farklı komutları birbirleriyle hızlı etkileşime sokabiliyor. Kolay ve hızlı organizasyonu sayesinde kullanıcılarını teknik maliyetten kurtaran Python’u çekici kılan bir diğer özellik ise açık kaynaklı ve ücretsiz oluşu: Python’u kullanmak için ne bir şirket ya da kuruma bağlı olmanız gerekiyor ne de para harcamanız.    

Python ne işe yarar? 

Tüm bu özellikler Python’u hem programlama dünyasıyla yeni tanışmış kullanıcılar için hem de bilgi teknolojileri profesyonelleri için ilgi odağı kılıyor. Python’un kullanım alanları kişisel web sayfası tasarımlarından tıp, savunma, mühendislik gibi özel alanlarda yoğunlaşmış yazılım programlarına uzanan geniş bir yelpazeye sahip. Python’un sunduğu programlama dilini kullanarak kendi tasarladığınız bir yazılım fikrini hayata geçirebilir, açmak istediğiniz web sayfasının altyapısını oluşturabilir ya da Python’un diliyle hazırlanmış Civilization IV benzeri oyunlar yaratabilirsiniz.

Python’un en rağbet gördüğü uygulama alanlarından biri bilimsel araştırma teknolojileri. Matematik gibi temel bilim dallarında çalışan profesyonel ve araştırmacılar, hem pratik uygulamalar yaparken hem de eğitim materyallerini hazırlarken Python’un sunduğu kütüphane olanaklarından yararlanıyor, araştırmalarını yazılım desteği ile güçlendiriyorlar.

 

İlk geliştirilişinden bu yana bilgisayar dünyasının ihtiyaç ve taleplerine cevap veren Python, işlevselliği test edilmiş programlama diliyle teknolojinin çepeçevre sardığı günümüz dünyasında da kullanıcıların ilgisini çekmeyi başarıyor. Siz de bu kolay dili yazmayı ve okumayı öğrenerek programlama dünyasına hızlı ve kolay bir giriş yapabilirsiniz.

2 Temmuz 2018 Pazartesi 23:26:49 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Python,

mekan yaratmak

21. yüzyılın eğitimi ve yaratıcılığı destekleyen en önemli mekanları arasında maker alanları (makerspace) yer alıyor. Projelere dayalı öğrenme modelinin ve eleştirel düşüncenin faydaları göz önünde bulundurulduğunda verilen önemin sebebi ortaya çıkıyor. 

Türkiye’de ve dünyada sayısı hızla artan maker alanlarını yaratmak başlangıçta zor görünse de aslında birkaç noktaya dikkat edildiğinde düşük maliyetli ve hızla faaliyete geçen mekanlar oluşturulabilir.

Öncelikle maker alanı ne anlama gelir, netleştirmekte fayda var. Maker alanı; öğrencilerin üretmesine ve yaratmasına imkan veren, temel teknoloji ve araçlara sahip bir öğrenme alanıdır. Buralarda genellikle planlama, tasarlama, mühendislik, bilim ve matematik gibi alanlara dair bilgi ve deneyimler paylaşılır ve geliştirilir.

Zamanınızı ve paranızı verimli harcayarak bir maker alanı yaratmak için aşağıdaki etkenleri doğru şekillendirmeniz gerekir.

Alan – Mekan

Fiziksel olarak alan ya da mekan bulmak zorlayıcı ve masraflı olabilir. Ancak, örneğin bir öğretmenseniz pek sık kullanılmayan bir odayı maker alanına dönüştürebilirsiniz. Üniversiteler ya da sektörün içinden şirketlerle görüşerek, bu iş için bir odalarını kullanmayı talep edebilirsiniz. Bir mekan kiralamadan önce seçeneklerin hepsini değerlendirdiğinizden emin olun.

Araçlar

Araçları nereden bulacağınız konusu, masraflı bir diğer süreç olarak karşınıza çıkabilir. Bu aşamada maker hareketi için bir karton, biraz yapıştırıcı ve bir Arduino’nun bile pek çok proje için yeterli olduğunu unutmayın. Maker kültürünün tüketimin karşısında duran yaklaşımı, size ilham verebilir.

Civardaki mobilyacı ve marangozların atıl durumdaki malzemeleri, marketlerdeki kullanılmayacak kartonlar, çevrenizdeki kişilerin kullanmadığı malzemeler başlangıç için yeterli olabilir. Böylece bütçenizi yalnızca birkaç basit teknolojik cihaza harcayabilirsiniz.

Program

Yaparak öğrenme için benzersiz imkanlar sunan maker alanları, birlikte üretme ve birlikte öğrenme ortamı sayesinde kalıcı değişiklik yaratır. Bu değişikliğin gerçekleşmesinde maker kültürünün yaşatılması büyük önem taşır. Programınızı oluştururken, önceliği açık fikirli ve her bir öğrencinin düşüncesini rahatça ortaya koyabildiği bir ortam yaratmaya verin.

Belli kurallar çerçevesinde üretim ve fikir paylaşımı özgürlüğünün olmazsa olmaz olduğu bu mekanlarda, farklı alanlarla ilgilenen öğrencilerin eşit katılım sağlayacağı programlar belirlemek gerekiyor.

Bu konuda detaylı bilgi için Scott Doorley ve Scott Witthoft’un Mekan Yaratmak adlı kitabından faydalanabilirsiniz.

27 Haziran 2018 Çarşamba 04:07:04 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Maker alanı, makerspace, maker hareketi,

maker hareketi

Çocukların yaratıcılıkları ve hayal gücü sınırsızdır. Bunu basit bir kartondan uzay mekiği bile yapabiliyor olmalarında görebiliyoruz. Aynı oyuncaklarla sürekli ve sıkılmadan oynayabilmeleri de yaratıcılıklarından geliyor. Bu özellikleri maker hareketinde de başarılı olmalarının başlıca sebepleri arasında sayılabilir.

Yaratıcılık nedir?

Ölçmesi zor bir özellik olarak yaratıcılığı tanımlamak da pek kolay sayılmaz. Ancak kısaca, hayal gücünü ve orijinal fikirleri yeni şeyler üretmede kullanmak şeklinde tanımlayabiliriz. Tüm insanlar, doğuştan yaratıcılık ve analitik düşünme kabiliyetiyle doğar. Biyolojik olarak baktığımızda bebeklerin beyin yapısı, daha yaratıcılığı destekler. 

Diğer taraftan 10 yaşına geldiğimizde doğuştan gelen bu yetenek büyük ölçüde azalır. Azalan bu yeteneğin geliştirilmesi ve mümkün olduğunca korunması için yapılabilecek bazı şeyler var. Bunların başında yaratıcı düşünme sürecine bolca zaman ayırmak geliyor.

Maker hareketi yaratıcılığınızı güçlendirebilirsiniz

Maker hareketi, sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı ve yaratıcı çözümler bularak uygulamayı gerektirir. Kumdan kaleler, sandalye ve çarşaflardan kulübeler yapan çocuklar, maker hareketine ilk adımlarını atmış sayılabilirler. Çünkü bu çocuklar, ellerindeki malzemeyi belli bir amaçla kullanarak bir şey üretiyorlar.

Maker hareketi farklı kişiler için farklı anlamlar ifade ediyor olabilir. Ancak temeldeki sıfırdan bir şeyler yaratmak için yaratıcılığı kullanmak, tüm anlamların önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Günümüzün sonsuz imkanları, ileri teknolojisi ve Raspberry Pi, Arduino ve 3B yazıcı gibi araçları artık en yaratıcı fikirleri bile gerçeğe dönüştürebiliyor. Fikirlerini gerçekleştirileceğine inanan kişiler, yaratıcı düşünme için daha yüksek motivasyon hissediyor. Bu da yaratıcılığın gelişmesi için oldukça önemli.

Maker hareketinin yaratıcılığa bir diğer katkısı da, başarısız olma korkusunu ortadan kaldırması. İnsanlar, başarısız olacağını düşündüğünde yaratıcı fikirler ortaya atmaktan çekinebilir. Ancak başarısızlığın yalnızca yeni bir çözüm arayışı gerektiğinin habercisi olarak yorumlandığı maker hareketi yaratıcılığa her denemede kapı açıyor. Hatta her başarısız denemeden sonra çok daha fazla yaratıcılık kullanılabiliyor.

Fikir ve bilgi paylaşımı üzerinden hayat bulan maker hareketi, yaratıcı fikirlerin ortaya çıkma sürecini destekliyor. Beyin fırtınası gibi yaygın tekniklere imkan sağlaması sayesinde, yaratıcılığı büyük oranda geliştirmeyi ve güçlendirmeyi başarıyor.

25 Haziran 2018 Pazartesi 02:32:51 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık

raspberry pi

Özellikle başlangıç seviyesindekiler için Raspberry Pi ile Arduino arasındaki fark karmaşık gelebilir. Her ikisi de yaratıcı projelerde kullanılan kartlar, farklı durumlarda birbirine göre avantaj sağlayabilir. Ancak tam olarak birbirine alternatif çözümler olduğunu söylemek doğru olmaz.

Gelin iki kart arasındaki farkları ve hangi durumlarda tercih edilmeleri gerektiğine bir bakalım.

Raspberry Pi ve Arduino

Arduino, mikro denetleyici bir anakarttır. Mikrodenetleyici ise, bir programı bir defada tekrar tekrar çalıştırabilen basit bir bilgisayardır. En dikkat çeken özellikleri arasında kullanım kolaylığı sayılabilir. Arduio anakartı, tekrarlanan görevler için kullanılır. Örneğin, garaj kapısını açıp kapatmak, sıcaklığı ölçmek ve rapor etmek, basit bir robotu yönlendirmek gibi.

Raspberry Pi ise genellikle Linux işletim sistemi ve birden fazla program çalıştırma yeteneği olan genel amaçlı bir bilgisayardır. Arduino’ya daha karmaşık olduğu söylenebilir. Raspberry Pi, tam donanımlı bir bilgisayara ihtiyaç duyduğunuz durumlarda kullanılır. Örneğin, karmaşık bir robotu yönlendirmek, birden fazla görevi gerçekleştirmek ve yoğun hesaplamalar yapmak gibi.

Hangisini seçmelisiniz?

İkisi arasında seçim yapmak için projenin ihtiyaçlarının değerlendirilmesi gerekiyor. Raspberry Pi; özel bir işlemci, bellek, grafik sürücüsü ve HDMI gibi giriş ve çıkışlarla birlikte gelir. Raspberry Pi kartları, Linux işletim sisteminin özel olarak tasarlanmış bir sürümünü de çalıştırır.

Pi'nin dahili depolamada eksikliği var, ancak SD kartlarını bu amaçla kullanabilirsiniz. Bu, özellikle hata ayıklama amaçları için farklı işletim sistemlerini veya güncellemeleri denemeniz için size çok fazla esneklik sağlar.

Raspberry Pi'nin aksine, Arduino anakartlar aslında 'tam' bilgisayarlar yerine mikro-denetleyicilerdir. Arduino, tam bir işletim sistemine sahip değil, ancak yerleşik yazılımı tarafından yorumlanan yazılı kodu çalıştırabilir.

Bu nedenle, bir işletim sisteminin sağlayacağı temel araçlara erişiminizi kaybederken, işletim sistemi yükü olmadan doğrudan kod çalıştırma esnekliğini kazanırsınız. Ayrıca, Arduino'nun API'si yoktur ve işletim sistemi olmadığından kullanıcı etkileşimi sağlayamaz.

Arduino sensörler ve diğer cihazlar için bir arabirim olarak çok daha uygundur. Bu kapasitede, sensör okumalarına veya diğer girdilere yanıt vermesini istediğiniz donanım projeleri için mükemmeldir. Bir diğer temel fark ise bu iki kartın fiyatı ve ulaşılabilirliği: Arduino, Raspberry Pi’ye oranla ulaşması kolay ve fiyat olarak da daha uygun.

20 Haziran 2018 Çarşamba 01:45:03 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık

drone

Günümüzde birçok çocuk ve genç robot yapıp geleceğin dünyasını keşifleriyle şekillendiriyor. Drone da robotik alanıyla ilgilenen ve geleceğe yön vermek isteyen gençlerin büyük oranda ilgi alanına giriyor. Diğer yandan pek çok kişi drone konusunda nasıl harekete geçeceğini bilmiyor. Bu nedenle gelin, şimdi yeni başlayanlar için biraz drone dünyasından söz edelim.

Drone nedir?

Yakın geçmişte, İHA’lar (insansız hava aracı) çoğunlukla orduyla ilişkiliydi; burada ilk olarak uçaksavar hedef uygulaması, istihbarat toplama ve daha tartışmalı olarak silah platformları olarak kullanıldılar. Dronlar artık arama ve kurtarma, gözetleme, trafik izleme, hava durumu izleme ve yangınla mücadele, kişisel dronlar ve iş drone tabanlı fotoğrafçılık, videografi, tarım ve hatta dağıtım hizmetlerinden oluşan geniş bir yelpazede sivil rollerde kullanılıyor.

Bugüne kadar farklı tanımları karşımıza çıkan drone için yapılan en yaygın tanımlar şöyle:

“Uzaktan kumanda ya da bilgisayarlar tarafından yönlendirilen insansız hava aracı ya da gemi.” 

“GPS kullanarak otonom olarak kontrol edebilen insansız hava aracı” 

“Bir radyo iletici ya da bilgisayar ekipmanı kullanarak bir pilotun yerden yönlendirdiği model hava aracı.”

Droneların tarihi

1937 tarihinde Amerikan Radyo Röle Birliği’nin iki çalışanı, Ross Hull ve Clinton DeSoto ilk kamuya açık uzaktan kumandalı uçuşu gerçekleştirdi. Böylece drone dünyası ortaya çıktı. Aynı yılın ikinci yarısında 13 metrelik kanat açıklığına sahip planörler tasarlayıp ürettiler ve Hartford, Connecticut’ta 100’ün üzerinde başarılı radyo kontrollü uçuş tamamladılar.

İkonik RC model uçağı, Guff, şimdi Smithsonian Ulusal Hava ve Uzay Müzesi’nde sergileniyor.

Drone dünyasının bunda sonrasındaki gelişiminde ise teknolojik ilerlemelerin etkisinden söz etmemiz gerekir. 1958 yılında Texas Instruments’ın yeni çalışanı ve dönemin genç mucidi Jack Kilby, kendi entegre devre modelini geliştirerek elektronik endüstrisinde devrim yarattı. Mikroçipin müjdecisi olan bu devre, bir transistör ve 7/16 x 1/16 inç boyutunda ince bir parça germanyum üzerindeki diğer bileşenlerden oluşuyordu.

Kilby’nin çipi, bugün kullandığımız birçok elektronik aletin ortaya çıkması için bir adımdı. Daha sonra, GPS ve internetin de katkısıyla çok daha gelişen drone, tüm bu gelişmeler olmasaydı kişiye özel ve sivil bir cihaz haline gelemezdi. Artık akıllı telefonla bile droneları yönlendirmek mümkün.

Drone konusunda daha detaylı bilgi edinmek ve otonom bir quadcopter yapmak için Terry Kilby ve Belinda Kilby’nin kaleme aldığı “Drone Kullanmaya Başlarken” kitabını edinebilirsiniz.

18 Haziran 2018 Pazartesi 15:34:33 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık drone,

mekan yaratmak

Değişim için yaratıcılığa ve işbirliğine imkan veren mekanlara ihtiyacımız var. İnsanların fikirlerini geliştirmesi ve gerçeğe dönüştürmesi için kurgulanan mekanın her bir ayrıntısına üzerine düşünmek gerekiyor. Mekanların kültürünün yanı sıra fiziksel ortamının da sentezin oluşmasını desteklemesi için kapsamlı bir mekan kurgusu olmazsa olmaz.

Mekan Yaratmak” adlı kitaplarında Scott Doorley ve Scott Witthoft, sentez konusuna verdikleri önemi şöyle açıklar: “Sentezden önce, insanlar ‘bildikleri’ birtakım gerçekler ve kavramlarla odaya girer. Sentez sonrası, aynı insanlar bilginin gerçekte ne anlama geldiğini anlayarak odadan çıkar. İkisi arasında, veri ve fikirlerin açığa çıkarılması ve yeni anlayışlara dönüştürülmesi ile ilgili karmaşık bir görev saklıdır.”

Belirli davranışları teşvik eden mekanlar

Belirli davranışları teşvik etmek ve desteklemeyi hedefleyerek mekan yaratmak, için bu eylemlerin ne olduğunun bilinmesi gerekiyor. Bu eylemleri belirlemek gerçek anlamda işlevsel bir mekan yaratmanın da öncü yaklaşımı olarak karşımıza çıkar. Mekanın kültürü ve fiziksel imkanları bu eylemler çerçevesinde belirlenebilir.

Mekanlar, fikirlerin açığa çıkması için hikayeler, fotoğraflar, görseller ve grafikleri bünyesine katar. Daha sonra yuvarlak masalar ya da beyin fırtınası ile fikirler paylaşılır ve ortaya çıkan bilgi ve fikirler sentezlenerek bir problemi şekillendirmenin yeni bir yolunu oluşturur.

Bulunan yolu tamamlamak için her bir adıma özel olarak odaklanmak mekan içi disiplinin sağlanması için gereklidir. Her bir adımın bir sonraki adıma hazırlık görevi görmesi odağın, büyük resmin oluşumuna katkısı olarak görülebilir. Sonunda resim tamamlanır ve prototip ortaya çıkar. Ortaya çıkan prototip, somut olarak bir eleştiri getirmek ve fikri geliştirmek için iyi bir kaynaktır. 

Gelişime açık mekanlar

Mekanların öncelikli hedefi, kullanıcılarının gelişimini desteklemektir. Bu hedefe ulaşmak içinse mekanların kendini sürekli geliştirmesi ve yenilemesi gerekir. Yeni fikirlere açık bir mekan yaratmanın yolu, yenilenmeye açık bir mekandan geçebilir. Çağımıza yön veren inovatif fikirler ancak bu şekilde ortaya çıkabilir.

Alanın şekli, işlevselliği ve bitişi kasıtlı olsun ya da olmasın içindeki insanların kültürünü, davranışlarını ve önceliklerini yansıtır. Bu nedenle içerideki insanlarla etkileşim halinde olan, diğer bir deyişle ‘yaşayan’ bir mekan yaratmak önemlidir.

13 Haziran 2018 Çarşamba 15:01:20 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Mekan Yaratmak,

kurcalamak

Hem çocuklar hem yetişkinler için bir işin öğrenilmesi için o işi pratikte uygulamak en iyi öğrenme yöntemler arasında yer alıyor. Hatta üniversitelerde teorik derslerin yanında laboratuvar dersleri de eklenerek, öğrenilen teorik bilginin pratik uygulamalarla daha hızlı ve kalıcı bir şekilde öğrenilmesi sağlanıyor. Maker Hareketi de bu şekilde işleyen bir mantığa sahip ve “Kendin Yap” kültürüyle hızla yayılıyor.

Bu hareket kapsamında çocuklar yeni bilgilerle ve nesnelerle doğrudan etkileşime geçerek, kurcalamak yoluyla mevcut nesneyi öğreniyor ve yeni nesneler üretebiliyor.

Öğrenme Modeli Olarak “Kurcalamak”

Maker Hareketi, dünya üzerinde oldukça yayılmış ve öğrenmenin zevkli bir biçimde gerçekleşmesini sağlayan bir oluşumdur. Çocukların teorik bilgileri ile uygulama arasındaki engelleri kaldıran hareket, çocukların merak duygusuyla beraber başarılı bir gelişim gösteriyor. Çocukların nesneler ile etkileşimde bulunmasını sağlayarak, edindiği teorik bilgileri uygulama fırsatı vermesi sayesinde çocuklar, yeni fikirler üretmeyi ve kendi kendine öğrenmeyi de keşfediyor.

Çocuklar, zihin olarak devamlı öğrenmeye ve gördüğü nesneleri tanımaya meraklıdır. Çocukların bu özelliğiyle beraber “kurcalamak” eylemi sayesinde bilgilerin genel geçer bir hal alması engelleniyor. Bunun yerine sahip olduğu bilgileri kullanarak yeni nesneler ortaya çıkarıyor ve bunları da yeni fikirlerle destekliyorlar. Bu sayede bilgiler daha kalıcı bir hale gelirken, çocukların özgüvenleri de artıyor.

Üreterek Öğrenmek

Çocuklar için eğitim genellikle okullarla sınırlıdır. Okul sınırları içinde edindiği bilgileri, çoğu zaman sadece okul sınırlarında kullanır. Edindiği bilgileri gündelik hayatına yansıtamayan veya bu konuda gerekli desteği bulamayan çocuklar, bilgi edinme konusundaki meraklarını yitirebilir. “Kurcalama” yöntemi de tam olarak burada devreye giriyor ve edinilen bilgilerin çocuğun gündelik hayatına da yayılmasını sağlıyor.

Çocukların bilgi edinme konusunda nesneyle direkt olarak etkileşime geçmesi ve bilgiyi kaynağından öğrenebilmesi, çocukları araştırmaya da teşvik ediyor. Kurcalayarak öğrenmek, direkt olarak pratik uygulama ile gerçekleşiyor ve edinilen bilgiler kalıcı hale geliyor. Ayrıca edindiği bilgiler ile nesneleri bir araya getirerek yeni ürünler ortaya koyabiliyor ve üreterek öğreniyorlar. Böylece çocuklar, hem fark yaratabileceklerini fark ediyor hem de sorunlara çözüm odaklı yaklaşma becerisi kazanıyor.

11 Haziran 2018 Pazartesi 19:47:45 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Kurcalamak, Maker Hareketi,

scratch

Çocuklar için geliştirilmiş bir programlama eğitimi uygulaması olan Scratch, ABD kökenli olan uygulama MIT’nin imzasını taşıyor. Görselliğe dayalı ara yüzü sayesinde kolay öğrenme sağlayan Scratch, özellikle çocukları yaratıcı programlar oluşturup geliştirmeye teşvik ediyor. Scratch bu bağlamda sade tasarımı ve kullanım kolaylığı ile öne çıkıyor.

Ülkemizde çocuklara yönelik programlama eğitimine verilen önem giderek artıyor. Okullarda ve özel kurslarda, maker atölyelerinde verilen programlama eğitimleri ile çocuklar kendi animasyon, hikaye ve bilgisayar oyunlarını hazırlayabiliyorlar. Başlangıçta 8 – 16 yaş arasındaki çocuklar için hayata geçirilen uygulama, aslında programlama öğrenmek isteyen herkes için doğru bir başlangıç uygulaması olabilir.

Scratch programının avantajları

Çocuklar ve yeni başlayanlar için programlama eğitiminde sadelik ve kolay anlaşılabilir olma çok önemlidir. Karmaşık uygulamalar bu seviyedeki kişiler için öğrenmeyi zorlaştırır. Scratch, tam anlamıyla çocuklara ve yeni başlayanlara yönelik şekilde tasarlanmıştır. Programlama öğrenimi sırasında karşılaşılacak anlaşılması güç kavramlar, çocukların ve yeni başlayanların anlayabilecekleri, öğrenirken motive olabilecekleri şekilde verilir.

Renklendirmesi özellikle çocuklarda yaratıcılık hissi uyandırarak yeni programlar hazırlamaya da teşvik eder. Scratch, bu eğitime ait tüm kavramları kategorize bir şekilde sunduğu için öğrenme de kolaylaşır. En zorlu kavramlar bile bu program sayesinde kısa sürede öğrenilebilir.

Scratch, gerçek dünya ile bütünleşme, birden fazla dil seçeneği, blok yapılarla programlama yapabilme, farklı projeleri oluşturabilme gibi alanlarda da avantaj sağlar. Çocuklar, bu uygulamada programlama yaparken kavramsal birçok metot öğrenir, doğrudan olmasa da dolaylı yoldan ve kalıcı şekilde matematik gibi temel derslerine dair konularda da bilgi sahibi olur. Tasarlama bilgisi artan, bir şeyler üretebilmenin hazzına ulaşan çocuğun özgüveni de artar. Dolayısıyla Scratch, çocukların kendilerini birçok alanda geliştirmesini sağlayan önemli bir uygulamadır.

Scratch nasıl kullanılır?

Resmi web sitesi üzerinden ücretsiz olarak ulaşabileceğiniz Scratch, hem site üzerinden çevrimiçi olarak kullanabileceğiniz hem de bilgisayarlarınıza yükleyerek programlama öğrenebileceğiniz bir uygulamadır. Aynı zamanda tasarladığınız programları online olarak paylaşmanıza da imkan sağlar. Böylece hazırladığınız tüm programları farklı kullanıcıların beğenisine sunabilirsiniz.

Scratch size bir ekran verir ve bu ekranın yan tarafında bulunan komutlarla hazırlamak istediğiniz programı rahatlıkla şekillendirme imkanı sağlar. Sürükle ve bırak yöntemiyle hazırlayabileceğiniz programlarınıza ses ve efektler de ekleyerek geliştirebilirsiniz. Bu programlama uygulaması ile bilgisayar oyunu, hikaye, animasyon, çizgi film, hayali karakterler gibi birçok ürün ortaya koyabilirsiniz.

6 Haziran 2018 Çarşamba 21:48:37 Europe/Istanbul By Aba Yayıncılık Scratch, programlama,